Seyyah

23 Aralık 2011 Cuma

Boykotlar boy boy...





Evet, boykot ediyorum.

  Boykotta olduğum için Kangoo'mla dördüncü vitesten yukarı çıkmıyorum. Bir Fransız arabasının neler yapabildiğini göstermek istemiyorum çünkü.

  Dizelimi ne Total'den, ne de Elf'ten almıyorum. Hem Shell'e göre pahalı, hem de tabak vermiyor. Ayrıca Fransa'yı boykot etmiş olmanın hazzını da yaşayabiliyorum.
  
  Carrefour'a gitmiyorum. Eve uzak. Bir de Fransız olduğundan boykot hâli.

  Danone yedirmiyorum çocuklara. Kaç yıl oldu boyları uzamadı. Hem Fransız mayası bulaşmasın canlarıma.

  Tefal'e kırdığım yumurtalar haram olsun.
  
  Michelin lastik de almam artık. Beş metreye kadar fren mesafesini kısaltıp, Allah korusun bir çocuğu ezmemin önüne de geçse, vatanımdan önemli mi anasını satayım, almıyorum. Hem çocuğun yolun ortasında işi ne? Fransız mıdır nedir...
  
  Peugeot ve Citroen'i boykot edemiyorum şu an. Almak nasip olmadı daha. Alsaydım boykot ederdim, biliyorsunuz.
  
  Lacoste'la Pierre Cardin'i ömrüm boyunca boykot ettim. Bilinçli olarak, çakmalarını giydim.
  
  Louis Vuitton yok bizim buralarda. Bulamazsınız.
  
  L’Oreal'i de boykot ediyorum. Cinsiyet ayrımcılığı yapıyor, bir; ikincisi Fransız. Ermeni gibi kokuyorum yıkanınca.
  
  Avon kullanan kızların elleri yumuşacık ama kalpleri taş gibi. Hep Fransız'laştıklarından.

  Dolabımdaki Fahrenheit'ı kullanmam bundan sonra. Anneme söylerim, Chanel'i de atsın çöpe.

  Bir de Marie Claire'i, Elle'inden bırakmayan kızlara diyecek iki çift lafım olacak: Hâin misiniz yavrum siz?

  Şimdi AXA sigortayı da boykot etmek istiyorum... Ama Yüce Ordumuz'un OYAK'ıyla %50 ortaklığa girişmiş olması beni düşündürüyor. Görevdeki veya emekli her üye askerin maaşının %10'u da bu ortaklığa gidiyor.

  Biraz düşününce, benim boykot edip vatanı kurtardığım her ürün karşılığında, OYAK üyesi askerler kat be kat Fransa'ya para ödüyor. Bu durumda, bu askerlerimiz hâin oluyor.

Haydi, şimdi sinirlenin?

Medyamızın bize aşıladığı düşüncede kaybolun.

Akşam haberlerini izleyin.

Öz benliğinizle düşünmeyin.

Amaçsız hayatınıza bir nebze misyon yüklenmişçesine boykot edip vicdanınızı rahatlatın.
  
Bari, bir konuda istikrar gösterin ve boykotu on gün devam ettirin.

  Ben o zaman Fahrenheit'ımı sürünmüş, Pierre Cardin'imi çekmiş şekilde, AXA/Oyak yardımıyla edindiğim Kangoo'mdan size el sallarım.

  Ve onuncu günün sonunda da, her zaman olduğu gibi o top patlar, siz de orucunuzu açarsınız.

Murat Eren Bakır, 23.12.2011, İzmit

16 Aralık 2011 Cuma

Affet


Affet, ağır olacak ama:
Artık şiirimde bile değilsin.

                                       
                      Murat Eren Bakır, 16.12.2011, İzmit

16 Ekim 2011 Pazar

Sonuncu Yıl


Sonuncu Yıl


Kâbuslar aldığında artık yerini düşün,
Nefesine eş olduğunda duman ve tütün,
Her hat da bir Serhat ettiğinde, dâhil bütün,
Vaatlerden biri, helâl olmasıdır sütün.

Mikâil meleklerden, ezelden adil onlar,
Garez mi var bu işte; görüldü tipi, donlar?
İfadede kayıpları, okkalar ve tonlar,
Noksandır tartmaya ruhları; eşya mı bunlar?

Övünme yoktan yere, olmuş tarih üstüne,
Bir millet adım atmaz, bakmak ile büstüne,
Etrafı seyret de getir güncele kanaat,
Yol almak insan doğası; ders almak zanaat.

Düşman önüne “düşman” diyeceğini katma,
Mübadele ile al toprağı kanı tatma,
Etmedi ateşte tutuk, şükür et Tahsin’e,
Olmazdı mücadele, girme dâhi bahsine.

Kork kendin’ Müslüman’dan, misli iman sayandan,
Cihana iyiliği, kılıç ile yayandan,
Yalan hayat uğruna, öz dininden cayandan,
Katli yek gerçek kılıp, namaz kıldım sayandan.

Mazluma işler olmuş, hüküm eli kanlılık,
Örften olmayanı yakmakmış delikanlılık,
Anasından çocuğu, çalmak ise marifet,
Bu nasıl helâlliktir; gel bir bana tarif et!

Övündün hep çalışmayla, olmadın bir arı,
Kimseyle paylaşamadın, bin taneli narı,
Kan ile sulanmış toprakta, bitmez tek darı;
Al ettin çimeni fakat Güneş kaldı sarı.

Dede kahraman, oğul gazi; torun mu çıyan?
Neden üç kuşağı da tükettin, ettin ziyan?
Olmaz idi geçmişine kin, bu denli dolu,
Çıksa idi bir yenisi, kesmek ile kolu!

Ektiğim de biçilir, hasat olur yabamla,
Ben kendimi güderim, sırtımdaki abamla. 
Anam doğurmuş Eren, vesile-i babamla,
Hayata tutunmuşum, bir az bir öz çabamla.



                          Murat Eren Bakır
                          10.10.2011, İzmit

13 Ekim 2011 Perşembe

Önceki Sûkunet

"Olmuş" olmamışlara inat,
Bizim geçmişten şiir yazdım,
Bilerek ya da bilmeyerek,
Büyük bir derin kuyu kazdım.

Civar akıllardan ziyade,
Kendi fikrimi belirttim,
Eren olmamış zihinleri,
Belki biraz da delirttim.

M.Eren Bakır, 13.10.2011, İzmit

15 Eylül 2011 Perşembe

+rep emeğe saygı

  Yalnız seçim döneminde gaza gelen internet ahalisine, liberal duruşumla yer yer Erdoğan'ı yücelten, yer yer Erdoğan'ı yeren, dönek mi dönek bir siyâsi tutum sergileyeceğime ant içerim.

 1- Bu memlekette ant içmek en kolay iş.



 




2- 1950 sonrası sivili deviren askeri "duruş" ve o "duruş"u deviren bir askeri "görüş", birbirini devirirken "Bu vatanı en çok biz seviyoruz"
düsturuyla hareket etti.









"Netekim" onların elli yılda yaptığını, Erdoğan on yılda yaptı.

 
                                                               











Ee; "Çalışınca oluyor".

+rep



3- Bu yazıyı sildiğim onca yazımın hatrına silmeden yayınlıyorum. Boy boy deyyuslar yüzünden kendimi sansürlemek yetti. Yazımın içindeki o damıtılmış temayı sezemeyen arkadaşlara da blogumu armağan ediyorum.