Seyyah

18 Mart 2010 Perşembe

"X"


"X"

        

Aklında, tarih boyunca kendine yapılmış haksızlıklar kalan, iyiyi asla hatırlamamakla beraber, bir kötülükle bin iyiliği unutan, demek ki zaten bunlara müstahak bir yapıda bulunan; tanrı “sevgisinden” ziyade “korkusu” taşıyan, işlemeyeceği günâhları çoktan işlemiş ve işlemeye devam eden ama bu hareketlerinden bihâber olduğunu zannettiğinden dolayı, özünün masumluğundan şüphe dahi etmeyen; kendini yüce görmekten ziyâde, ötekileri alçakta gören eşekçe bir fikre sahip olmaktan yorulmayan, lâkin bir başkası yalnızca kendisini yüce görmeye teşebbüs dahi ettiğinde arkasından konuşan, evvelâ özünden bihâber insanların, yani geleceği olmayanların, cahilce; neyi, nerede, ne şekilde, ne zamanda söylediğinin farkında olduğunu zannederek, farkında olmanın yakınından dahi geçmeden, alçakça ve kendi benliğine dalkavukça, empatiye bu kadar muht“açken” bu kadar empatiden uzak şekilde insanlara paha biçmesi inanın beni delirtiyor…

Deyyusluk… Bana sorarsanız zor zanâat. Evvelâ, bir bireyin bunca yıl hayatta olup da bunca benliğine aykırı yapıya sahip olmasının garip ama acı bir gerçek olduğu gelir aklıma. Ardındansa, böyle bir bireyin neden halâ hayatta olduğu gelir; neden halâ hayatta kalması gerektiği.

Tanrı korkusu… Sevgi aşılama temelli bir olguya karşı korku duyulması, her şeyden önce mantığa aykırıdır bence. Bir bireyin neden tanrıya sevgi beslemesi yerine ısrarla ondan korktuğuna tek cevap vardır: Korkmasını gerektiren eylemlerde bulunmuşluk hâli. Kendi karşıtına “Katl-i Vacip” fermanı verip, kendini tanrının yerine, tanrının adına yargıç görenlerin, katl-i vacip olsa gerek. Keza tanrı evvelâ adalet istemez mi, ha canlar?

İnkâr… Kaçacak yer kalmadığında, “iyi ki yapmışız ulan”a döner ki bu durum, tüketilen oksijene, azota yazıktır bence.

“Ettiğini” inkârda bulunan, “karşılıklı” sevgi besleyen, deyyusluktan bir adım geri düşmeyen ve halâ “empati” bekleyen insanın hayattaki yeri nedir sorarım size? Bu soruya bir cevap dahi bulamadığımdandır tüm sıkıntım; her soruya bir cevabım olmasına rağmen.

                                                                           Murat Eren Bakır
                                                                           16.03.10, İzmir

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder